siz amerikan askerisiniz !…

ne kadar saklansanız da
birilerinin arkasına…
boyunuzu posunuzu
ne kadar saklasanız da…
o iğdiş edilmiş beyninizi,
ihanet kokan düşüncelerinizi
her nereye gizleseniz de
tanıyoruz sizi…
tanıyoruz ta ki
yıllar öncesinden…

siz amerikan askerisiniz…
emperyalizmin iflah olmaz
işbirlikçilerisiniz siz…

on yıllar öncesi
”çanakkale geçilmez” dedik
gülüp geçtiniz…
nusret’in mayınlarına
toslayıp bodoslama,
denize gömülendiniz..
alayınız, seyit ali
onbaşı’nın yolladığı
top mermisiyle batan
amiral gemisi’ndeydiniz…

gün oldu kalemi kiralık
ali kemal oldunuz
utanmadan…
ingiliz muhipleri
kılığına girdiniz,
halkını haraca bağlayan…
tetikçi oldunuz
onlarca suikast girişiminde
ata’ya kurşun sıkan…
şeyh sait oldunuz.
gerici isyan bayrağı açan…
said nursi oldunuz
cumhuriyete karşı çıkan…

küçük amerika sevdası ile
yanıp tutuştunuz
2. dünya savaşı sonrası…
siz imzaladınız
o kölelik anlaşmalarını…
12 mart ‘tan sonra
siz katlettiniz, siz astınız
darağacında fidanları…
ziverbey’ de ki
işkenceciler de sizdiniz…
sivas, maraş, çorum,
1 mayıs katiamları da
sizin eseriniz…

madımak’ta ateşe
verdiniz canlarımızı…
karlı sokak’ta
paramparça ettiniz
uğur’umuzu…
nice aydınımızı
gözünü kırpmadan
kalleşce öldüren de
sizdiniz
hain pusularda,
kan uykularda…

ve şimdi kimi zaman
ensar denilen
şer yuvasında;
kimi zaman
hain seyit rıza’nın,
terörist hikmetyar’ın
şevkatli kucağında;
kimi zaman da bölücüyle
kolkolaydınız yollarda…
sizsiniz fetönün sümüklü
mendilini saklayan…
ve sizsiniz
çıkarmaya yeltenen
büyük ATATÜRK’ü
müfredattan…

bugün de devam ediyor
”kutlu” ihanetiniz…
barzani’yi destekleyen,
o’nu haklı bulan da sizsiniz…
dört gözle bekliyorsunuz
ikinci israil’i…
sizi… evet sizi
çok iyi biliyoruz
biz yurtseverler,
vatanseverler,
ulusalcılar, kemalistler,
devrimciler…

eyyyy amerikancılar !
eyyyyy amerikan askerleri !…
ne yapsanız,
neyleseniz nafile !…
mızrak çuvala sığmıyor,
ok yaydan çıktı bir kere…
mutlak kurulacak
MİLLİ HÜKÜMET…
yaşayacak ilelebet
bu CUMHURİYET!…

Yargı H.ÖZMEN

mehmetçiğin ruhu

bir paralı ordu düşünün…
verirsen maaşını,
gidecek savaşa…
ya bir de veremezsen,
yandı gülüm keten helva…
geçmişe dönüp baktığımda,
bir oğuz kağan’ı,
bir mustafa kemal’i,
bir de che’ yi bilirim
mücadele dünyasında…
o nasıl bir ruhtur,
azimdir, fedayiliktir ?
zarardır akıllara…
mesele yurt, vatan olunca
ne altın hesabı yaptılar,
ne can, ne mal- mülk,
ne de para…

işte bizim harbiyeli
gençlerimiz de böyledir…
ikisinde koşturur,
üçünde ata biner,
peşrev çeker,
silah kuşanır…
fitne, fesat sokulmazsa
aralarına, onlara
düşman mı dayanır!…
yazık etmeyin
bunca verilen emeğe,
bu vatana,
bu çocuklara, ne olur !…

hiç bir kaç çürük elma,
ayrık yüzünden,
bir sepet sebze, meyve
çöpe atılır, tarla yakılır mı?…
ab’nin, abd’nin,
hainin, bölücünün
ekmeğine yağ çalınır mı?…
bu ateşe odun atıp,
körüğünü çeken sensin!
”allahım beni affet” deyip
işin içinden çıkılır mı?…

her 30 ağustos gelende,
titrer ana yüreği,
baba yüreği titreşir…
düğün, dernek,
şenlikler kurulur evlerde…
vatansa öğünür, sevinir…
bölücü, hain, işbirlikçi
ne yapacağını şaşırır,
kudurur, delirir…
dostu üzüp,
düşmanı güldürmenin
ne zamanı, ne de yeridir…

gelin emir- komuta
birliğini bozup,
düşmana bayram ettirmeyin…
mehmedimizi
yeniçerileştirip,
mehmetçiğin ruhunu
öldürmeyin…
bu yol aslanlı yoldur,
başka yollara benzemez…
türkiyem’i bölmek isteyenleri
kıs kıs güldürmeyin…

sakın ha !
fetö’ye karşı
durduğunuz için
verilen desteği
ilelebet sanmayın…
bizim için
önemli olan vatandır,
kendinizi nimetten sanıp,
şımarmayın…
bizim savaşımız
büyük şeytanla,
siz son deliğisiniz zurnanın…
”dediğim dedik,
çaldığım düdük” deyip
kendinizi adam
yerine koymayın…

Yargı H.ÖZMEN

ne yapmalı? ne yapmamalıyız?

ne yapmalı ? neler yapmamalıyız ?…

bazı şeyleri ya alırız, ya da almayız…
ya satarız, ya da satmayız…
bazı şeyleri bazen,
ya yeriz, ya da yemeyiz…
ya içeriz, ya da içmeyiz…

canımız ister severiz,
isterse sevmez hatta nefret bile ederiz…
ve lakin biriyle hem dost olup,
hem de düşman olamayız aynı anda…

bazı şeyler vardır,
mutlak yapılması gereken,
bazı şeyler vardır yapılması istenmeyen…
soner polat’ın tunç yasasıdır bunlar…
gelin bakalım ne imiş onlar…

önce yapılması gerekenlerden söz edelim,
”milleti, devleti, orduyu” birbirine
sıkı sıkıya birleştirelim…
askeri kucaklamadan tabii ki bu iş olmaz…
pkk/ pyd ve fetö ile mücadelede saflık olmaz…
tekke, zaviye, tarikatlar,
kesinlikle cumhuriyetle dost olmaz…

” yurtta barış, komşuda barış,
komşuyla barış” olmazsa olmazımızdır;
komşuyla iş birliği,
rusya’yla stratejik güç birliği
bizim için hayattır, candır…

”kabak yata yata büyür” diyen atalarımız,
elbette ki yanlış söylememiş…
ve lakin ” üretmeden büyüme olur” diyen
kesinlikle halt etmiş…
”üretim ekonomisidir” işin başı;
bi deyiverin bakalım
bu ”yapmalı ” dediklerimizden
akla, mantığa aykırı olan var mı ?…

bakın sevgili dostlar,
bunlar da soner polat’a göre
kesinlikle yapılmamalı:
ordumuzu rencide edecek
söz ve söylemler;
ayrıştırıcı politika;
bölücü- gerici anayasa…
borçlanma, sıcak para ekonomisi;
incirlik üssü’nün faaliyetleri…
nato, ab ve batıyla işbirliği…

söyleyin canlar,
var mı bunların içinde
eksik olan ya da fazla gelen bir saptama ?…
sizde belirtin lütfen düşüncenizi,
hele hele itirazınız varsa…
böylesi dönemlerde
esas olan birliktir, dirliktir…
bizim vazgeçilmezlerimiz
vatandır, namustur, emektir !…

Yargı H.ÖZMEN

güleriz ağlanacak halimize…

güleriz ağlanacak halimize…

gelin sevgili dostlar,
biraz da gülelim, ağlanacak halimize…
öylesine çok ki verilecek örnek,
sürüsüne bereket…
acaba sadece akp mi, tayyib mi
bu işlerin sorumlusu ?
okumaya çalışırken,
bir yandan da düşünelim doğrusu ?…

işe ”ak” dan girelim,
akp’ ye oy vermiş vatandaşa kulak verelim…
– bu partinin adı ”ak” sa, niçin ”kara” diyelim…
işte bu !…
– canım adamların işi
sabah akşam yol yapmak,
eeeee haklarıdır azıcık da yolmak (!)…
dememiş mi büyüklerimiz
”bal tutan, parmağını yalar ” diye…
o zaman bunlara kızmak niye ?…

hani bir zamanlar
” çankaya’nın şişmanı, işçi düşmanı” idi…
malum isim babası emekçilerdi…
anımsıyanınız var mı ne demişti ?…
”benim memurum bilir işini…”
o gün, bu gündür
”hediye” oldu, rüşvetin diğer ismi…
böylece bürokrata, bakana
”hırsız, dolandırıcı” demek
yazık değil mi?…

”bana dokunmayan yılan,
bin yaşasın ” dedik…
ne vakit derde düştü başımız,
yanımızda kimseleri göremedik…
hani alman rahibin hesabı…
”o alındı, bu alındı,
sıra bana geldiğinde kimse oralı olmadı…”

”her koyun kendi bacağından asılır” dediler…
çakallar daldı sürüye,
ak koyun, kara koyun demeden
afiyetle yediler…
al işte bir tane daha…
”yere düşene, eğilip bakma,
bir tekmede sen vur kıçına…”
böyle yapa yapa sırtımız
nasırlaştı ya…

sakın aziz nesin’i
yanlış anlamayın dostlar…
o’ nun kisi serzeniş,
bilirim bu milleti en iyi o anlar…
bakmayın oğlu ali’nin dediğine…
o’nun başına tuğla düşmüş herhalde…

”ayağını yorgana göre uzat” derler bize…
onların yorganları olmuş koca bir deniz,
yüz metrecik gemicikleri,
para basar denizde…
kundura kutuları kasa…
yatak odasında milyonlar,
sıfırla bilal sıfırla…
o’nun da kafası basmaz ya…

dedik ya…
daha bir sürü örnek vermek
mümkün bu hususta…
gel gelelim ”aklın yolu birdir”
ne de olsa…
tabii esas olan devrim yapmakta…
lakin yıkıp da barajı,
vatan’ı meclise sokmak
ne de güzel olur ama…
bin selam olsun atam’a !…
bir oyum var o da vatan’a !…

Yargı H.ÖZMEN

İyi ya …

RTE buyurmuş: ”vatana, millete hayırlı olsun…”

” tekel’i, telekom’ u, sümerbank’ ı
peşkeş çekip,haraç mezat sattık…
satamadığımızı ufalayıp,
yandaş cukkasına attık ..-
on yılda epeyi mesafe aldık..”

iyi ya.. vatana, millete hayırlı olsun (!)

”hahamlar yarattık ,
gizli tanık, ”osmanım” filan…
bastık düğmeye coniyle,
işte size ergenekon, balyoz falan…”

iyi ya.. vatana, millete hayırlı olsun (!)

”envayi çeşit uydurma delillerle,
tıktık yurtseverleri , devrimcileri,
ulusalcıları,
hasdal, silivri’ ye..”

iyi ya.. vatana, millete hayırlı olsun (!)

”bırakmadık kışlada
subay, komutan, paşa…
devrettik komutayı,
cia’ ya, pentogon’ a…”

iyi ya.. vatana, millete hayırlı olsun(!)

”hak arayan emekçiye,
atanamıyan öğretmene,
rençbere, Atatürk Gençliğine
sıkmak için gözlerine gözlerine,
biber gazı aldık, taze taptaze…”

iyi ya.. vatana, millete hayırlı olsun(!)

”van’ da depremzedelerin,
şantiyelerde işçilerin
üşümemesi için
bu kışta kıyamette,
– öyle ki sıcaktan cayır cayır
yanmaya başladılar bile-
çadırlar kurduk çamurlar üstüne…”

iyi ya.. vatana, millete hayırlı olsun(!)

”sekiz artı dördü,
çevirdik üç çarpı dörde…
kız çocukları kocaya,
oğlanlar çırak olmaya, sanayiye..”

iyi ya..vatana,millete hayırlı olsun(!)

” artık vatan savunması
lejyonere…
sağlığımız teslim ithal hekime…
yabancı dil öğretimi
amerikan, ingilize…”

iyi ya..vatana, millete hayırlı olsun(!)

”sizi dünyada en pahalı yakıt
kullandırıp birinci yaptık…
tacizci, hortumcu, fenercileri
serbest bıraktık…
ne olmuş şunun şurasında,
oğlumuzu armatör,
damatı genel müdür atadık…”

iyi ya ..vatana, millete hayırlı olsun(!)

”yetmez dedik bir israil dünyaya…
sıvadık kolları doğuda,
güney-doğuda…
pkk ile aynı masaya oturduk oslo’ da…
sadece ”sayın” dedik imralı’ da apo’ ya…”

iyi ya..vatana, millete hayırlı olsun(!)

gül’ü çankaya’ya diktik,
derviş mehmet torununu
yardımcı ettik..
fetoyu şeyhimiz belledik,
hikmetyar’a kulluk ettik…”

iyi ya..vatana, millete hayırlı olsun(!)

”sanat eserleri ucube…
çiftçiye ananıda al götür be…
feneri, kartalı ikinci kümeye…
2B toprakları yandaşa hediye…”

iyi ya..vatana, millete hayırlı olsun(!)

”madımak’ta yanan yandı…
hele ki yakanların burnu kanamadı..
mahkemenin kararı,
zaman aşımı ..
artık kaçmaya gerek kalmadı..”

iyi ya..vatana,millete hayırlı olsun(!)

”andımız, gençliğe hitabe de neyimiş,
densiz…
şimdilik istiklal marşı ile
idare ediniz…
demokrasi bir tramvay
geldi inme vaktimiz…
cumhuriyeti yıkmaktır hedefimiz..”

iyi ya..vatana, millete hayırlı olsun(!)

Yargı H.ÖZMEN

hoşgörü, sabır ve dik durmak…

düşünüyorsa bir insan,
”dostum” dediği biriyle
sırt sırta vererek yola çıkmaya…
önemli bulduğu ne kadar
endişesi varsa kafasında…
ya da cevap bekleyen sorular
beynini kemirip duruyorsa…
başlar en tez zamanda,
bunları dostuyla paylaşmaya…
tek amaç sorunları halledip
omuz omuz vererek koyulmaktır yola…

şimdi hele bir deyiverin
bencileyin şu garibe:
cumhuriyete ”reklam arası” diyen birine,
”atatürk’ü sev, cumhuriyeti koru” demek
ne kadar mantıklıdır sizce?…
ya da hiç işe yarar mı
orta-çağ özlemcisi gericiye
”sen niçin çağdaş değilsin?”
diyerek eleştirme…
”kadın 2. sınıf insandır.”
fetvası veren örümcek kafalıya,
ne denli yararı olur
”lütfen, ayıptır, kadına saygı duy”
diyerek tenkit etme…
pkk’ya/ fetö’ye:
” lütfen mehmetçiğe kurşun sıkmayın,
vatandaşımızı, bebeleri öldürmeyin”
diyerek, ricada bulunmak çok namussuz
bir yaklaşımdır, bence…

eeee o zaman nasıl
bir araya geleceğiz
dostlarla, arkadaşlarla ?…
önemli değil, deyip
veya görmezden gelip
nacap arınacağız
hatalarımızdan, zaaflardan
bu uzun ve de zorlu yolcukta ?…

önemli olan hoşgörülü, sabırlı olmak,
omurgalı olup, dik durmak…
ancak böyle yaparsak
düşmeyiz emperyalin,
gladyo’nun tuzağına…
yoksa bu kervan
nasıl düzülecek yolda anlatsana?…

elbette vardır öyle yada böyle
hepimizin küçük-büyük hatası…
eleştiri, özeleştiri yapmaktır
bunların panzehiri, devası…
yeter ki ihanet noktasına
varmamış olsun insanların hatası, zaafı…

inanın yazıp çizmek istemiyorum,
”sen şunu dediydin,
ben bunu yediydim,
o şöyle giydiydi,
bu şunu söyiediydi,
onlar şunları yiyip, içtiydi”
diyerek geçmişte olanları…
önemli olan bugün
ve geleceğimizdir,
bırakalım üzümün çöpünü,
incirin çekirdeğini, armudun sapını…
sadece ”kim ve ne olursan ol, gel ”
demeden, kuralım en geniş
atatürkçü cepheyi,
daraltalım hedefi…

Yargı H. ÖZMEN

…siz aydincıklar, “akil” adamlar..

Kendini aydın sanan, akil bilen, zanneden insancıklara ithaf olunur… Malum, birileri yine bu insancıklara mum olmuş vaziyette…

..siz aydıncıklar, “akil” adamlar !…

talimat sam amca’ dan,
paralar soroz’dan;
ziyadesiyle hoşnutlar,
milletin uyumasından,
sam amca’nın kucağından…
vatan savaşını,
“sarayın savaşı” deyip,
lekeleyip karalamaktan,
çok mu gururlusunuz,
…siz aydıncıklar,
“akil” adamlar?..

oradan buradan asker getirip
karşımıza diktiler;
kardeş kardeş yaşayanları,
kanlı düşman ettiler…
bağımsız olmamızı içlerine
sindiremediler…
yeşil dolarlara kul oldunuz,
….siz aydıncıklar,
“akil” adamlar!..

girmişsiniz işbirlikçinin,
feto’nun, bölücünün yôrüngesine…
bilmiyor musunuz bunların alayı
süper nato, gladyo, çete…
çoğu zaman olanlar
işinize gelmeyince…
ciyak ciyak bağırıyorsunuz,
…siz aydıncıklar,
“akil” adamlar?..

suriye’de haklı savaşı görmez,
bölücüyü savunursunuz…
#gezidirenişi‘ni,
sadece yeşile, doğaya verir,
milleti uyutursunuz…
abd’yi, ab’yi baş tacı eder,
emekçimi avutursunuz…
hala mı utanmazsınız,
…siz aydıncıklar,
“akil” adamlar !..

kiminiz, ata’nın rozetine,
büstüne takmış kafayı…
kiminiz, yobazlarla, bölücüyle,
ittifakta görüyor iktidarı…
kiminize göre, ”altı ok”
duvarda asılı
babaanne yadigarı…
kiminiz amerika’ya
bağlamış iktidarı…
emperyalist yalanlara
mum oldunuz,
…siz aydıncıklar,
“akil” adamlar !…

sırası gelir: atatürk’ü
”dersim kasabı” ilan edersiniz…
”istiklal savaşı diye
bir savaş mı varmış?” dersiniz…
olmadı, ”devrim ve kanunlarını”
umursamaz, güler geçersiniz…
beyninizi kime sattınız,
…siz aydıncıklar,
“akil” adamlar?..

yurtseverleri, devrimcileri;
her birini bıraktınız darda…
”mustafa kemal’in askerleri”
az mı zulüm gördü mapuslarda?
onlar bağımsızlık savaşında,
sense aymaz uykuda..
o attığınız imzalar,
birer ihanet vesikası aslında…
hala gaflettesiniz,
…siz aydıncıklar,
“akil” adamlar !…

evet, kimdir bu
aydıncıklar, “akil” adamlar
onlar kendini bilir…
bu ülkenin türk, kürt,
alevi, sünni, çerkez hepsi bir…
”tam bağımsız türkiye”
fazla ırak değildir…
mışıl mışıl uykudasınız,
…siz aydıncıklar,
“akil” adamlar !..

işte öncü fedailer
yüz yıllık yalanı kaldırıp
tarihin çöp sepetine attı…
milletimin artık başı dik,
kötü günler geride kaldı…
bırak şaşkın ördek gibi
geri geri yüzmeyi,
kendine gel, topla başına aklını…
bu yolun sonu yok
… siz aydıncıklar,
“akil” adamlar!…

bir yaşındaki ecrin bebek,
dört yaşında ki mevlüde irem,
ve de henüz beşinde ki sadık…
size bir şeyler hatırlatıyor mu ?
bakmayın öyle alık alık…
vicdanı, beyni, yüreği
kime verdiniz kiralık ?…
hiç mi ar-ı namusunuz kalmadı
utanın, sıkılın artık..
insanlıktan çıktınız
…siz aydıncıklar,
“akil” adamlar!…

o şehitler ki her şeyimizi
borçluyuz onlara…
onlar ki yediğimiz ekmek,
içtiğimiz su, soluduğumuz hava…
nankörlük, ihanet
reva mıdır bu kahramanlara?…
ihanetinizin sonu belli
…siz aydıncıklar,
“akil” adamlar!…

Yargı H.ÖZMEN

herkes konuşur…

herkes konuşur …….

biliriz sözünün erisindir,
ne dedin de yapmadın (!)
tramvay eyledin demokrasiyi
vaktin saatin geldi,
tek adamlığa zıpladın…
“dediğim dedik”, çaldığım,
pardon “üflediğim düdük”dedin
tamam herkes konuşur,
akp yapar (!)…

edepsiz üzülmez, hırsız dibo,
unakıtan abi, bakara makara
ne insancıklar çıktı, türedi içinden…
çocuklara taciz, çalma çırpma,
hele sıfırlama olunca
kimse usta olamaz akp’den (!)…
tabii ki ne serden geçilir,
ne dosttan, ne yarden
anladık onlar konuşur,
akp yapar (!)..

kumpas, tezgah,
yalan dolan, iftira
akıl hocaların mossad,
süper nato, mit, cia…
onlarca vatan sever
zulüm gördü mapusda
ey ! usa’nın adamı,
sensin en büyük usta…
haklısın birileri konuşur,
akp yapar (!)…

elbet kötü yapmadın
eş başkanı olmakla sam amca’ya…
sarmaş dolaş kankaydın
bebek katili sayın (!) apo’ yla…
suudi kralı, kuveyt emiri,
barzani gibi dostlarınla
terör ihraç edip,
kan kusturdun orta-doğu’ya…
konuşanlar konuşsun,
akp yapar (!)…

yalakaların, g.t kılların
belledi milletin anasını…
tosuncukların, ak-itlerin
bırakmıyor mazlumun yakasını…
senin için milyonlar, milyarlar
leblebi-çekirdek, çerez parası…
orada burada sallaya sallaya,
işporta malı ettin kutsal kitabı…
ağzı olan konuşur,
akp yapar (!)…

dara düştüğünde,
devletsiz bahçeli yanıbaşında…
vatansız solcu, dersimli kemal,
tam istediğin kıvamda…
bilumum yalaka, yağcı
takılmış kuyruğuna…
işini biliyorsun vesselam,
sensin en büyük bey, paşa…
ali, veli konuşur,
akp yapar (!)…

ana okuluna kadar indirdin,
beyinlere türban takmayı…
imam nikahı, muta nikahı diye
ayaklar altına aldın kadınları…
rezil rüsfa ettin işçimi, köylümü;
alın teriyle çalışanı…
bölemeyeceksin
bu cennet vatanı,
yırtsan da kıçını…
zamanı geldi, başlar ayak,
ayaklar baş olacak
fedailer yapar !…

deliğe süpürüleceksin,
yıkılacak saltanatın
gayri hesap sorma vakti,
arşa çıktı günahların…
aydınlık olacak yarınlar,
bitecek kör karanlığın…
“vatan, namus, emek” günleri,
yarından da yakın…
bak işte o zaman,
herkes sapıtır,
vatan yapar !…

Yargı H.ÖZMEN

nihat genç ile veryansın..

nihat genç’ten veryansın…

şunu peşinen söyleyeyim:
hiç kimsenin, hiçbir şartta
kullanılmışlığını affetmeyeceğim !…
affetmeyeceğim hiçbir kimsenin
aldatılmışlığını !…
pişmanlık tövbesini,
ihanete seyirci kalmasını
affetmeyeceğim !…
bilmeden buaştım, haberim yoktu,
anlayamadım gibi mazeretleri
affetmeyeceğim !…

on yıllardır çıkıp karşılarına:
tane tane söyledik…
hukuk ölçüleriyle ve hatta
edebi, mizahi söyledik…
çoğu zaman öfkeyle
ve de kardeşçe söyledik…
biz söyledik, onlar tutuklattı bizi…
biz söyledikçe onlar
bizimle dalgasını geçti…
neo- liberaller, vatansızlar;
ırkçılıkla damgalamaya çalıştı bizi…
kahkahalarla güldüler,
sonsuzluğa uğurlarken vatanseverleri,
kemal’in askerlerini, şehitlerimizi…
ahanda yazıyorum buraya, büyük harflerle:
YER GÖK YARILSA DA AFFETMEYECEĞİM…
TANRI AFFETSE BEN AFFETMEYECEĞİM….

bu topraklar yepyeni bir yaratıcı bekliyor…
madenlerini, kaynaklarını,
katma değerini, hakça bölüştürecek,
devrimci siyasetini arıyor…

sanatın, bilimin, estetiğin;
coşkunun, üretimin, sevginin
en saf hali, pırıl pırıl
devrimcisini bekliyor…

devrimcisini bekliyor:
idealin, ahlakın en saf en parlak
halini gösterecek;
bu akıl dışı, insanlık dışı alçaklara
gün yüzünü göstermeyecek;

onurunu ve ülkesini namertlere
bir daha teslim etmeyecek;

parıldayan, lekesiz, tertemiz yüzüyle
en küçük şaibeyi affetmeyecek;

sokakta, meydanda, ekranda
bu çürümüş, orta-çağ siyaset
ve hurafelerine geçit vermeyecek;

çürümeyi, güvensizliği, çresizliği aşacak,
pisliğe bulaşmış, bizden-ondan,
az-çok yok babası bile olsa
affetmeyecek;

saraylının, cemaat şeyhlerinin cebinde
bozuk para gibi şıklattığı
pislik heriflere aman vermeyecek;

acı çeken, kandırılan, soyulan,
tecavüze uğrayan halkımın öcünü alacak
devrimcisini bekliyor…

yarinin yanağı yedi yüz seksen bin
kilometre kare olan;
”cumhuriyet ve bağımsızlık her şeyimdir” deyip,
ülkesinin, dağını- taşını, toprağını
güle koklaya öpen;
ayrımcısız her insanımızı kucaklayan;
neşesi ve mücadelesiyle,
toprağımızı yeniden havalandıran,
fikrimiz, haysiyetimizle
devrimcisini bekliyor…

Yargı H.ÖZMEN

Anadolu’nun deli yüreği; bir asi rüzgarı teşekkürler sana…Teşekkürler eğilip, bükülmeyen kalemine…

zihin fukara, akıl ukela..

zihin fukara, akıl ukala…

büyük vatan şairi namık kemal
bu kelamı yıllar önce eylemiş…
tabii önemli olan
büyük şair bu sözü
kimler için söylemiş…
siz gelin namık kemal’i
bu güne getirelim,
bu kelamı hak edenlerin
üstünden geçelim…

kimler var kimler ?
bu sözü doğrulayan,
kendini kuru fasülye gibi
nimetten sayan,
ne insancıklar var
kendilerini adam gibi adam sanan…

işte en başta
kaç-ak saray sultanı
tayyib el hep yutan…
sırayla, osmanlı hayranı
fotokopi boşbakan,
ve dahi bakan olduklarını sanan,
lakin bir türlü bakamayan (!)…
gerçekleri umursamayan,
bir de yalakalar var
ha bire ona buna atıp tutan,
kendi yalanına, kendisi inanan…
ama durun bir yol
var elbette içlerinde üç beş kişi
şeytana pabucunu ters giydiren,
şeytandan da şeytan…
ya şu muhalefete ne demeli ?
ağızlarından çıkanı kulakları duymalı..
bunların en büyük hataları,
onlar gibi yapınca
”iktidar olacağız” sanmaları…

fakat bunların tek ortak yanı:
her haltlarını ”kader” e yorup,
milleti ”allah” ile aldatmaları…
kısaca bunların alayı,
zihni fukara, aklı ukala;
hepsi birer beyin yamyamı…

işin garip olan tarafı,
ne kadar büyük olursa yalanları,
o kadar da artıyor oyları…
o vakit de akla nasrettin nesin’in
malum tesbiti geliyor:
hani şu % 60 oranı
ve de din tüccarlığı…

fakat ne olursa olsun,
unutmayalım milletimizin
nice olduğunu !..
vakti zamanı geldiğinde
indirmiş işbirlikçinin, emperyalin
beynine yumruğunu…
yeter ki biraz gürültü patırtı çıkaralım,
bölelim uykusunu…

bu zihin fukarası,
çağdaşlık yoksunu
orta-çağ kafaları,
ne zaman kalsalar darda,
buldular bir çıkış kapısı…
birlikte çaldılar çırptılar,
yurtseverlere beraber kumpas kurup,
birlikte plan yaptılar,
sonuncunda iki paralel doğrunun
birer parçası oldular…

kardeş esad, düşman esed;
imralı kanki, kandil florasan oldu…
bürokratlar, şimdi beceriksiz, aymaz;
aynı yolun yolcuları
bu gün ”tu kaka” oldu..
ya sen yurdum insanı,
hele bir düşün bakalım,
önceki yıllarda neydin,
şimdi ne oldun ?…

Yargı H.ÖZMEN