bu feryat bu çığlık boşa …

” a benim güzel sandığım !
ne iyi ettin de yine önüme geldin…
benim varım yoğum,
her bi şeyim sensin…
gerisi palavra,
gerisi yalan-dolan
sen benim tek hakikatimsin…”

lakin heyhat!..
her ne oluyorsa
gidince sandik önünden
kafaya tuğla mı düşüyor,
ya da birisi nasıra mı basıyor ne?..
yeri göğü yırtıyor çığlığı…
dinmek bilmiyor feryadı…

” yandım, bittim, kül oldum..
bir gafile kul oldum..”
yakmazsam namerdim sobada finduğu !..
köklemezsem ne olayım asmayı, bağı !..”

malum alaşehir, manisa, denizli,
elazığ’dır üzümün memleketi..
fındık dersen toptan yaz karadeniz’ i…
bunlara eklersen bir de
orta anadolu’yu
al sana akp’nin oy deposu…
insanın çıldırası geliyor,
düşünüyor taşınıyor,
biraz da kaşınıyor…
lakin bir anlam veremiyor !…
demek oluyor ki a dostlar
iğneyi kendimize batırmak gerekiyor…

eğer her haksızlığa uğrayan;
zulme, işkenceye maruz kalan
hakkını alıp, hesap sorabilseydi,
inanın dünyamızın tamamı
gül gibi geçinir giderdi…

seçimden seçime gidersen
vatandaşın önüne,
şikayete hakkımız yok bizim
gerisi hikaye…
şimdi düşünün bu partileri bir hele !..

tabii ki böyle gelmiş,
böyle gitmeyecek bu kervan..;
elbet değişecek
her şeye rağmen bu devran..
işte bunun için var nuh’un gemisi..
yeter ki kuralım milli hükümeti…

Yargı H. ÖZMEN

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published / Required fields are marked *