affetme bizi çocuk…

sen mavi masmavi
gökyüzü ile kaplı,
pamukların bulut olduğu;
dondurmadan dağlar,
tarlalarında elma şeker,
dağ, taş, deniz sevgiyle
tıka basa dolu,
ayı elle tutulabilen,
yıldızlarından elbise biçilen,
göz yaşı bilmeyen,
yaşanası bir dünya istedindi…

rengarenk horoz şeker…
bir o kadar renkli dünya topu…
yeşilin her tonuna bezenmiş bir çevre…
mevsiminde gazellenmiş yaprak…
temiz tertemiz bir toprak…

affetme bizi çocuk…
sen, ”can” dedin…
sen, ”sevgi, dostluk” dedin…
biz ise düşmanlık, nefret ve de kin…
sen paylaşmayı seçtin…
lakin hesabı küçücük yüreğinle
peşin ödedin,
bir bilinmeyene gittin…

affetme bizi çocuk…
sen ”ana kucağı, salıncak,
beşik” dedindi…
biz kundura kutusuna koyduk
senin minik, cansız bedenini…
kimi zaman akbabalar tünedi başında…
kimi zaman coni’nin
namlusu dayandı sırtına…
seni sevdiğini söyleyenler,
iki yüzlü, bölücü ve de hainler
bomda verdi, molotof verdi,
şeker yerine yumuk ellerine
buna göz yumduk,
seni kendilerine benzettiler…

affetme bizi çocuk…
gerçi ayırmadık, ayrı tutmadık
anneni, babanı, kardeşini senden…
onlar da aldı nasibini
kötülüğümüzden, pisliğimizden…
anaları göz yaşına büründürdük,
babaları utancımıza,
yedi kat yerin dibine gömdük…
o kıyıya vuran inan
senin cansız bedenin değil
insanlığın ta kendisi be çocuk…

sen de bizden
çok şey mi istedin,
bizi insan mı sandın ne ?…
bilmez misin hayvanlar bile
vazgeçmedi hayvanlık yapmaktan,
unutmadı hayvanlığını;
biz ise hala
bilmek istemiyoruz
insan olduğumuzu,
hatırlamıyoruz,
unuttuk insanlığı…

yapma be çocuk !…
sevgiyi gömüp yüreğine,
dostluğu üleştirip o ıslak,
yosun dolu ceplerine
beyaz kanatlarınla
sonsuzluğa uçup gitme…
kim bilir?
bakarsın bir gün anlarız,
farkına varırız
sevginin, barışın be !…

lakin yine de insanlık
debelenirken
utanç bataklığında…
bizi affetme çocuk…
bizi affetme…

Yargı H.ÖZMEN

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published / Required fields are marked *