bir ironi…

bir ironi…

ey büyük atatürk…
seninle farklı iki asırda
dünyaya merhaba dedik…
muhtemeldir ki
yine farklı iki asırda yitip gideceğiz…
ve fakat…
seninle aynı asırda,
aynı topraklarda yattık-kalktık,
aynı asrın ekmeğini yedik,
aynı asrın suyunu içtik…

ha bir de düşmanlarımız ve dostlarımız
hala aynı, hiç değişmedi…
lakin bir türlü anlayamadım
seni ve o aykırı (!) düşüncelerini,

ya neme lazım sana:
millet yapmak istediğin ümmet !…
senin neyine vatan, namus, hürriyet…
adı ihsan, kendisi adam gibi adam,
bir dostum der ki;
” sen ilan etseydin padişahlığını…
hem saraya bir damat,
hemi de olsan bir sultan…
inönü, bayar sırayla sadrazam…
müftü ahmet hulusi şeyhülislam…
kılıç ali’ yi de yapsaydın orduya başkan…
bir elin yağda, bir elin balda
yan gel oğlum, keyifler keka…
yaslan babam yaslan…
derler ya: yan gel osman ,
bir dönüm bostan”

kurtuluş savaşı neyine gerek senin
dur durak yok,
o cephe senin, o cephe benim…
elde yok, avuçta yok,
bir de tutturmuşsun
”ya istiklal, ya ölüm !”…
”bağımsızlık benim karakterim ”
dur daha bitmedi…
ya şu kadınlara verdiğin haklara ne demeli…
be arkadaş kadın dediğin
oturmalı kapının ardına süpürge gibi,
ne seçmeli, ne de seçilmeli…

atmışsın kafalardan sarığı,
giydirmişsin şapkayı,
yasak etmişsin kadına
türbanı, çarşafı…
adına da ”cumhuriyet devrimleri” demişsin,
”medeni kanun” adında
çağdaş bir şey getirmişsin…
insanlar okuyup-yazamıyor diye
arapçayı kaldırıp, türkçeyi seçmişsin…
matbaa osmanlı’ya
ikiyüz yıl sonra gelmiş,
sen ”herkes okuyacak,
cehalet bitecek” demişsin…

düşünün be dostlar,
adamcağız oturup da şöyle
ne zevk sefa sürmüş,
ne de gününü gün etmiş…
sabah-akşam, gece-gündüz.
sıcak-soğuk dememiş,
ya düşmanla savaşmış,
ya da içeride hayınlarla cebelleşmiş,..
e tabi genç yaşta yitip gidersin…
sen hiç ”ben” dememiş,
milletin derdini ”derdim” bellemişsin…

ne olacak yeterdi bize
bir avuç toprak, sadece ankara…
oluverseydik müstemleke, manda…
babamız belli olmasa da,
anamız bilinirdi ne de olsa…
kimimizin adı olurdu alex,
kimimizin de alexa…

ah mustafa kemal ah!…
bu topraklar değer miydi şehit olmaya ?…
şimdi satılıyor dönüm dönüm
elin katarlı’sına, arabına…
olan bize oldu bu arada…
ne güzel biz de
”gelene ağam, gidene paşam” der,
takmazdık hiçbir şey kafamıza…

neyse…dedik ya dostlar
buna ironi diyorlar…
pek anlamam işin bu tarafını ama
gelin bir olalım, diri olalım
layık olalım ata’ya, vatana…
güzel bir dünya bırakalım
torunlarımıza, çocuklarımıza, canlarımıza…
en içten saygılarımla…

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published / Required fields are marked *